Gezilecek Yerler
Başlangıç

Dağ Kapı Burcu
Kentin kuzeyinde yer alan Dağ Kapı, iki silindirik burç arasında yer almaktadır. Her iki burcun Roma İmparatoru II. Constantinus tarafından yapıldığı ancak değişik dönemlerde önemli onarım gördüğü üzerindeki kitabelerden anlaşılmaktadır.
Dağ Kapı 1930’lu yıllarda yapılan yıkımdan zarar görmesine rağmen ana kapı yıktırılmadan günümüze kadar kalmış ve onarımdan geçirilerek kullanılmaktadır. Kapı farklı dönemlere ait yapım evreleri geçirmiştir. Kapının üzerinde Roma İmparatorunun Latince, Bizans İmparatorunun Grekçe kitabelerinin yanı sıra Abbasi ve Mervani dönemlerine ait onarım kitabeleri yer almaktadır. Dağ Kapı Burcu’nun üst katında bulunan Mervanî Mescidi, Mervani Hükümdarı Ebû Nasır Muhammed bin Cehir tarafından Kitabesine göre hicri 447 yılında yaptırılmıştır. Buranın daha önceden itfaiye hizmetlerine ayrılmış olması, yapının tahribatına yol açmıştır.

İçkale Ami̇da Höyük ve Artuklu Sarayı
Kent merkezi “İçkale’’ olarak nitelendirilen noktada Amida Höyük’te (Viran Tepe) kurulmuştur. İçkale’den günümüze ulaşan kalıntılara ve konumuna bakılarak buranın tarihsel süreç içerisinde son yıllara kadar, hemen her dönemde ‘kentin yönetim merkezi’ olarak sürekli bir işlev gördüğü anlaşılmaktadır. Hurrilere dayandırılan İçkale’nin etrafı Bizans Döneminde 349 yılında surlarla çevrilmiştir. Artukluların yönetimindeyken önemli değişikliklere uğramış olan kentin yönetim merkezi olan İçkale 16. yüzyılda Osmanlı yönetimine girmesiyle son halini almıştır. İç Kale’nin ‘‘Saray, Oğrun, Küpeli ve Fetih’’ adlı dört kapısı bulunmaktadır. “Fetih” ve “Oğrun” kapıları dışa; Saray ve Küpeli kapıları ise kente açılmaktadır. Tarihte vilayetin yönetim merkezi olan İçkale’de Artuklu Sarayı, Jandarma Binası, Eski Cezaevi Binası, Kolordu Binası, Adliye A ve Adliye B Binaları, Komutan Atatürk Binası, Hz. Süleyman Camii ve 27 şehit sahabe türbesi, Saint George Kilisesi, Aslanlı Çeşme ve Artuklu Kemeri bulunmaktadır.

Hasan Paşa Hanı
Yapımına 1572 yılında başlanan Hasan Paşa Hanı, 3 yılda tamamlanarak 1575 tarihinde hizmete sunulmuştur. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni, dönemin şartları ve ortaya konan yerin estetik önemidir.
Kapısından girer girmez görünümüyle insanları hemen etkisi altına alır. O zaman Vali olan Sokulu’nun oğlu Vezirzade Hasan Paşa tarafından yapıldığı için bu tarihi yerin adı Hasan Paşa Han’ı olarak kalmıştır. Yerel halk tarafından da, gezgin ve turistler tarafından da çok beğenilen bir yerdir.
Han’ın estetik görüntüsü bir hayli iyidir. Hasan Paşa başka yere atandığı için çalışmaları az da olsa etkisi olan ve bitimini gerçekleştiren Osman Paşa tarafından tamamlanmıştır.
Günümüzde bile etkisini sürdüren ve ticaret yerinin tam ortasında bulunan han, Deliller Hanı’ndan sonra Diyarbakır’ın ikinci büyük hanı sayılmaktadır.
Gazi caddesi hep işlek ve kalabalıktır. Bu yüzden hana her gün giriş ve çıkış yapan turist sayısı ve yerli halk sayısı oldukça fazladır. Eskisi gibi konaklama olma özelliğini yitirmiştir. Tamamen kafe, eşya, takı ve kahvaltı mekanı haline gelen Han açık hava müzesi haline gelmiştir.
İki katlı olan hanın yapımında genellikle bazalt taşı kullanılmıştır. Siyah ve beyaz renkteki taşların yan olarak dizilmesi hanı uzun göstermektedir. Sağ ve sol taraflarında iki çıkış merdiveni bulunmaktadır. Yukarı katlarda da odalar vardır. Aşağı kata eyvan denmektedir. Avlusu dikdörtgen şeklinde, ortasında da su çeşmesi bulunmaktadır.

Ahmet Arif Edebiyat Müzesi
1927 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen ünlü şair Ahmed Arif “Hasretinden Prangalar Eskittim” şiiri ile hafızalardan silinmemiş şairlerimizdendir. Türkiye’de şiir kitabı en çok basım adeti görmüş olan şair, Türkçeyi en iyi kullanan şairlerden biri olarak kabul edilir. 2011 yılı itibariyle Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından şairin adına ithaf edilen 120 yıllık konak, edebiyat müze kütüphanesi olarak işlevlendirilmiştir. Diyarbakır konut mimarisinin en güzide örneklerinden olan Ahmed Arif Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde şairin kişisel eşyaları, el yazısıyla yazdığı şiirleri ve fotoğrafları sergilenmektedir. Ayrıca müzede birbirinden farklı çok sayıda kitap okuyucularla buluşmaktadır. Birçok şiiri bestelenen ve günümüz gençliği tarafından en çok okunan şairler arasında yer alan Ahmed Arif’in “Akşam Erken İner Mahpushaneye, Karanfil Sokağı, Terketmedi Sevdan Beni’’ gibi unutulmayan şiirleri bulunmaktadır. Unutulmaz şiirlerin şairi Ahmed Arif 2 Haziran 1991 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.

Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi
Ünlü şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu ve çocukluk yıllarını geçirdiği ev 1733 yılında inşa edilmiştir. Diyarbakır’ın geleneksel konut mimarisinin tüm özelliklerini taşıyan, merkezi bir avlu etrafında sıralanmış dört kanattan oluşan ev zemin artı bir katlı olarak tamamen bazalt taş kullanılarak inşa edilmiştir.
Bina iklim şartlarına uygun olarak yazlık (kuzeyde), kışlık (güneyde), ilkbahar (doğuda) ve sonbaharlık bölümden (batıda) oluşmaktadır.
Mutfak kuzey doğu köşede eyvan şeklinde düzenlenmiş, güneybatı köşede de hamam yapısı bulunmaktadır. Binada büyüklü küçüklü toplam 14 oda, mutfak, kiler ve tuvalet bulunmaktadır. Binanın en önemli yeri iki katlı olan yazlık kısmıdır. Bu bölümün ikinci katında önünde çift kemer açıklıklı eyvanı ile baş oda ya da mabeyn odası olarak adlandırılan büyük bir oda bulunmaktadır.
Cahit Sıtkı Tarancı 2 Ekim 1910 yılında bu odada dünyaya gelmiştir. 1973 yılında Kültür Bakanlığınca Tarancı ailesinden alınarak kamulaştırılan ev, 1974 yılında restore edilerek Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

Diyarbakır Ulu Camii
Anadolu’nun en eski camilerinden olan Ulu Cami, şehirde bulunan tarihi camiler içinde en büyük ve en ünlü yapı topluluğudur. Yapı 639 yılında Hz. Ömer Döneminde şehrin merkezindeki en büyük mabed olan Mar Toma Kilisesi’nin camiye dönüştürülmesi ile meydana gelmiştir. Erken İslam döneminin 751 yılına tarihlenen ünlü Şam Emeviye Cami’nin Anadolu’ya yansıması olarak yorumlanan Diyarbakır Ulu cami, İslam âleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir. Farklı dönemlerde inşa edilen yapılarla bir yapı topluluğu halini alan Ulu Cami, doğu batı doğrultusunda dikdörtgen bir alanı kaplamaktadır.
Anadolu’nun en eski camilerinden olan Ulu Cami birçok seyyahın eserlerine de konu olmuştur. 1061 yılında şehre gelen Nasr-ı Hüsrev gördüğü Ulu Cami’nin heybeti karşısında şaşkınlığa düşerek caminin kara taştan yapıldığını, içinde iki yüz küsur taş direk olduğunu, direklerin üstüne hepsi taştan olmak üzere kemerler yapıldığından bahsetmektedir.

Çarşi-ya Şeviti (Yanık Çarşı)
Diyarbakır’ın en eski çarşılarından olan çarşı günümüzde hala işlevini devam ettirmektedir. Çarşıda giyim hediyelik eşya vb. satışlar yapılmaktadır. Çarşının içinde Bakırcılar ve ikinci el ev eşyası satan dükkanlar da bulunmaktadır. Tarihi ismi Çarşı-yı Kebir (Büyük Çarşı) olan çarşı 1 Kasım 1895 tarihinde kentte meydana gelen biz dizi olay ve yangından sonra harap duruma düşmüş , 1896 yılında yeniden inşaa edilmiş. Çarşı büyük yangında sonra halk tarafından Çarşi-ya Şeviti (Yanık Çarşı) ismiile anılmaya başlanmış. Çarşı Ulu Caminin hemen bitişiğinde yer almaktadır.

Şeyh Mutahhar Camii 4 Ayaklı Minare
Akkoyunlular Döneminde 1500 yılında Sultan Kasım tarafından yaptırılan cami kendisinden daha çok minaresiyle
ün yapmıştır. Yapının dört ayaklı minaresi Anadolu’nun 4 ayaklı tek minare örneğidir. Bu minarenin
dört ayağı 4 İslam mezhebini simgelemektedir. Anadolu’da tek örnek olduğundan her yıl yerli ve
yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Turistik öneme sahip tarihi ve kültürel unsurlar barındıran kare
formlu minare, 4 yekpare taş sütun üzerinde dört köşeli olarak inşa edilmiştir. Bir inanışa göre yedi defa
sütunların altından geçenin dileği kabul edilir. Kare plan şemasında inşa edilen cami, tek kubbeyle örtülmüştür.
Siyah ve beyaz taşın nöbetleşe kullanıldığı bir ahenkle inşaa edilen cami gelenleri büyülemektedir.

Diyarbakır Dengbej Evi
Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi Behrampaşa Camii’nin hemen yanında yer alan Diyarbakır Dengbej Evi 2007 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından açılmıştır. Ortadoğu’da 5 bin yıllık bir tarihe ışık tutan Dengbejler, haftanın 6 günü bu mekanda ‘‘stran ve kılam’’ olarak bilinen aşk, sevda, hüzün, acı, göç temalı sözlü edebiyat ürünlerini icra etmektedirler. Dengbej kelimesi kürtçe deng(ses) ve bej(-söylem) kelimelerinin birleşmesi ile oluşturulmuştur. Dengbejler halk ozanı ve halk hikayecisi konumunda olup eserlerini çoğu zaman hiçbir müzik aleti olmadan bazen de def ve kaval gibi çalgılar kullanarak dile getirirler. Diyarbakır Dengbej Evi pazartesi günleri hariç haftanın 6 günü 10.00 – 16.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlamaktadır

Behram Paşa Camii
Diyarbakır’ın on üçüncü Osmanlı valisi ve beylerbeyi olan Sokullu ailesinden Kara Şahin Mustafa Paşa’nın oğlu Behram Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cümle kapısındaki kitâbeden inşasına 972 (1564) yılında başlanıp 980 (1572) yılında tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Mimar Sinan’ın İstanbul dışındaki önemli bir eseri ve bir deneme yapısı olarak değerlendirilmekte, ancak adı Sinan’ın eserlerine dair kaynaklardan sadece Tuhfetü’l-mi‘mârîn’de geçmektedir.
Tamamen kesme taştan, tek kubbeli ve tek minareli, son cemaat yeri çifte revaklı ve sakıflı bir camidir. Aslında bir külliye olarak düşünüldüğü anlaşılmaktadır; hamamı da ayaktadır. Avlusundaki şadırvanda boğumlu-düğümlü sütunlar dikkati çeker. Minaresi 1928 yılında kısmen yıkılmış ve ertesi yıl aynı üslûpta tamir edilmiştir. İlgi çekici mimarisinin en önemli özelliğini tek kubbeli hariminin duvarlarındaki hareket teşkil etmektedir. Dört duvara oturan tromplu kubbe ile örtülü yapı sisteminde bir değişiklik yapılarak kalın tutulan duvarlarda dikdörtgen boşluklar elde edilmiştir. Bunların her birinde küçük birer mihrap nişi bulunduğu ve aralara ikinci kat mahfillerinin yerleştirilmiş olduğu görülmektedir. Böylece kubbe de dört duvar yerine bir bakıma sekizgen bir ayak sistemine oturtulmuş olmaktadır. Kalın duvarlarda boşluklar bırakmanın sonucu dört köşede dört tane kare mekân ortaya çıkmıştır. Bunlardan mihrap yönünde bulunan ve küçük kubbeciklerle örtülü birer hücre meydana getiren boşluklara iç taraftan girilmektedir. Aslında beş kubbeli olan son cemaat yeri, dıştan sütunlarla çevrilip meyilli bir çatı altına alındığından geniş bir sakıf meydana getirmekte ve bu özelliği ile bölgedeki yazın namazları açık havada kılma geleneğine de uygun bir karakter kazanmış olmaktadır.

Diyarbakır Kent Müzesi (Cemil Paşa Konağı )
130 yıllık Cemil Paşa Konağı Kent Müzesi, 500 belge, 450 siyah beyaz fotoğraf, Kültür Bakanlığınca tescillenen 235 eser ve 260 etütlük eser ile ziyaretçilerine Diyarbakır’ı tanıma imkanı sunuyor.
Osmanlı Valisi Ahmet Cemil Paşa tarafından 1887 yılında yaptırılan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince de restorasyonu çalışmasından geçirilerek Cemil Paşa Konağı Kent Müzesi’ne dönüştürülen konak, kentin tarihi, yaşam tarzı, mimarisi ve el sanatları gibi zenginliklerini yansıtan çok sayıda eseri barındırıyor.
Merkez Sur ilçesinde bulunan Cemil Paşa Konağı Kent Müzesi, 500 belge, 450 siyah beyaz fotoğraf, Kültür Bakanlığınca tescillenen 235 eser ve 260 etütlük eser ile Diyarbakır’ın tarihine ışık tutuyor. Müzeyi ziyaret edenler, kentin kültürünü, tarihini ve yaşamını bütün yönleriyle tanıma fırsatı buluyor.
Cemil Paşa Konağında Teknolojik yeniliklerden de faydalanılmış. Müzik bölümünde Diyarbakırlı sanatçıların eserlerini dokunmatik ekranlardan seçerek dinleme imkanı sunuyor. Müzede yer alan tüm eserler dijital ortama da taşınmış. Eserlerin üzerinde bulunan QR CODE ile eser hakkında bilgilere de ulaşabiliyorsunuz.
Cemil Paşa Konağı müzecilik anlayışını değiştiren bir mekan.

Mardin Kapı Turizm Bürosu ve Diyarbakır Suriçi Maketi
Mardin Kapı Turizm Bürosu ve Sur içi maketi

Keçi Burcu
Mardin Kapısı’nın doğusunda, yontulmuş kaya kütlesinin üzerinde yer alır. Surlardaki burçların en eski ve en büyüğüdür. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen burcun üzerinde, 1223 yılında Mervanoğlu tarafından onarıldığını belirten bir yazıt yer almaktadır. 11 kemerli bu burcun bir dönem tapınak olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Sütun başlıklarında kullanılan formlar Roma Dönemine ait kullanımları hatırlatması devşirme olarak kullanıldığı düşünülebileceği gibi İslam Öncesi Döneme ait bir yapım olması da muhtemeldir. Burç, diğer Dışkale burçlarına göre oldukça sade tutulmuş ve süslemeye büyük oranda yer verilmemiştir. Yer yer sülüs yazı ve kuş figürü karşımıza çıkmaktadır
Günümüzde Sergi Salonu olarak kullanılmaktadır

On Gözlü Köprü
İlk ne zaman inşa edildiği kesin olarak bilinmemekle birlikte 974 tarihinde ahşap olan köprünün Bizans
İmparatoru Juanes Tzimisces’in Diyarbakır’ı kuşatması sırasında yıktırdığı antik kaynaklarda geçmektedir.
Mervanoğlu Nizamüddevle Nasr’ın buyruğu üzerine, 1064 tarihinde yapılmıştır. Köprünün çokça
yıkılmış ve onarılmış olduğu düşünülerek köprü zemininde antik döneme ait zemin kalıntılarının
bulunması da muhtemeldir. Ayrıca yapının temel bölümünde kullanılan taşların, boyut olarak diğer
bölümdeki taşlardan daha büyük olduğu gözlenebilmektedir. On gözlü olan köprü tamamen bazalt
kesme taşından ve moloz taştan inşa edilmiştir. Boyu 18 m. olan köprünün döşeme genişliği 7-8 metredir.
Korkulukları kesme olarak hazırlanmış, yan yana dizilerek bağlanmış üçgen çatı şekilli taşlar ile örtülüdür.
Yapının kitabesi, köprünün güney yüzünde ve ilk üç göz arasındadır. Beyaz taş üzerine çiçekli kufi
ile satırlar arasına süslemeler işlenerek yazılmıştır. Köprünün kitabesinin sonunda aynı hizada bazalt
taş üzerine işlenmiş, bir çerçeve içinde, sağa dönük bir arslan kabartması mevcuttur. Bu arslan figüründe
ve köprü bedenindeki diğer taşlar üzerinde küçük bazı işaretlere de rastlanmaktadır. Köprü çok gözlü ve
üstü düz köprüler grubunda değerlendirilmektedir. Nehir yatağının geniş olması sebebiyle köprü boyu
uzun tutulmuş ve böylece düz bir döşeme oluşturulmuştur. Köprünün üstünde, yolun daraldığı köşede,
bir namazgâh bulunmaktadır. Köprü restorasyon ve güçlendirme çalışması sonucu araç trafiğine kapatılmış
olup yerli ve yabancı ziyaretlerini beklemektedir.

Kırklar Dağı Piknik Alanı
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yeşillendirilen ve çevre düzenlemesi yapılan Kırklar Dağı Piknik Alanı çevre yol yapımı tamamlandı. Ön Gözlü Köprü ve Diyarbakır’ın güzel manzarası ve Dicle Nehrinin kenarında yaz aylarında piknik yapabileceğiniz ve çevrede bulunan mekanlarda eğlenebileceğiniz güzel yerlerden bir tanesi…